Ana sayfa :: Haberler :: 04.06.2015 - ALMANYA VE HOLLANDA ŞİA ALİMLERİNİN SEKİZİNCİ TOPLANTISI
Yorumlar: 0

ALMANYA VE HOLLANDA ŞİA ALİMLERİNİN SEKİZİNCİ TOPLANTISI





Almanya ve Hollanda’da yaşayan Şia alimlerinin Muharrem öncesi sekizinci dönem toplantısı İmam Huseyin (a.s )’ın kişiliği ve kıyamının tanıtılmasında dikkat edilmesi gereken hususlar ve öncelikler başlığı altında 21 Ekim tarihinde Hamburg İslam Merkezinde düzenlendi.




Almanya  ve  Hollanda’da  yaşayan   Şia alimlerinin  Muharrem  öncesi sekizinci dönem  toplantısı  İmam  Huseyin  (a.s )’ın   kişiliği  ve  kıyamının  tanıtılmasında dikkat edilmesi  gereken hususlar ve  öncelikler  başlığı altında 21 Ekim  tarihinde   Hamburg  İslam Merkezinde düzenlendi. Toplantıya  elliden  fazla  alim  katılıp  tebliğ  ile  ilgili  bölgede  varolan  sorunlar ve  dini  eğitim ve  terbiyede önceliklerin  neler  olduğu  konusunda  görüş  teatisinde  bulundular. Kum  dini  ilimler  havzasının  önde  gelen  müderrislerinden  Ayetullah Milani ise  bu  toplantının  özel  konuğuydu.



Kur’an  tılavetiyla  başlayan  bu  toplantıda  önce    Hamburg  İslam  Merkezi  Başkanı  Ayetullah Ramazani Velayet ve  İmamet  Bayramı  olan  Ğadir  Bayramı  münasebetiyle  tebriklerini   sunup  konukları  selamladıktan  sonra toplantının  amacı ve   tebliğin  öncelikleri   hakkında  şöyle  dedi:  Ğadirin  bir  dersi de    şudur; her  konuda   en  uzman,  en  munasip ve  layık  kim  ise   ona  başvurmak  gerek. Ğadir  Peygamber  Efendimizin  vefatından  sonra   din ve  dini  öğretilerin   sahih ve  sağlıklı  bir  şekilde  insanlığa  anlatılmasının  teminatıdır. Bunun  sürekli  olarak  devam etmiş  olması  lazım. İmam Ali   başta   olmak  üzere  Ehl-i  Beyt  imamlarının  en  önemli  vazifelerinden  biri Kur’an ayetlerini  tefsir etmek ve dini   ahkam ve  öğretileri   sahih ve  doğru  bir  biçimde  ümmete anlatmak  olmuştur. Çünkü İmam  Ali  Kur’anın  dili ve  tercumanıdır.  İlim ve  hikmet  şehri ve  hazinesinin    kapı ve  anahtarıdır. 


Bizler  din  alimleri  Peygamberin  eminleri ve  mirasının emanetçileriyiz.  Alah   Resulü  şöyle  bnuyurmaktadır:  “ Alim  Allah’ın  yeryüzündeki  eminidir’’ Bu  oldukça  büyük  bir  anlam  yükü  taşıyan  bir  cümledir ve  bizler  bunu  doğru  anlamakla  yükümlüyüz. Bu  emanetten  maksat  hem ilim ve  bilgi.  Hem  de amel ve   hakikattır.

Eğer  din alimleri  toplumda  kendi  sorumluluklarını  doğru  dürüst  bir  şekilde  yerine getirseler.  Toplum aydınlık  bir  toplum  olur ve doğru  olan  neyse  o  istikamette  hareket eder. Ayrıca  hadislerde  şöyle denilmiştir  “ Alimlerden  sorun, hekimlerle  oturun ve  büyük  insanlara eşlik edin”  “ İlmin  kabı  olun sadece  nakleden  olmayın” Yani  bildiklerinizle  amel ederek   yaşatmaya   çalışın. İlim  sizin  kalbinize ve   ruhunuza    işlenmiş    ve  tüm  varlığınızı  etkisi  altına  almış  olmalı. Aksi  takdirde  sadece    ilim  nakledip  amel etmeden  toplumda etkili  olamazsınız.

 

 

Din alimlerinin  bir  diğer  görevi  ise  toplumdan  cehaleti  bertaraf etmektir. İmam   kendi   hareketinin   hedefini   cehaleti  bertaraf etmek ve  insanları   sapıklığın  şaşkınlığından  kurtarmak  olarak  tanımlamaktadır. Eğer   bir  toplumdan cehalet  giderilmiş  olsa  o  toplumda  ifrat ve  tefrite  (aşırılığa veya  gevşekliğe  )  mahal  kalmaz.  Buna  binaendir ki   İmam Ali  hazretleri  buyuruyor. “Cahil  ya  ifrat veya  tefrit ehlidir.” Cehalet  yokluk ve  bilgisizliktir.    Yine  İmam Hazretleri  buyuruyor ki;  “İnsanlar  kendi  cehaletlerinin  düşmanlarıdır”

Ayetullah  Ramazani  konuşmasının  diğer  bir  bölümünde  ise  şöyle dedi: Her  geçen  yıl  dünyanın  dört  bir  yanında  İmam  Huseyinin anma  meclisi ve  toplantılarına  katılımın  dahada  artmakta  olduğunu  görüyoruz. Bu  meclislerde  hem  coşku ve  heyecan,  hem  de  bilinç ve  şuur  iç içedir.  Aşura  günü,   tüm  dünyada  büyük  bir  ilim,  maneviyat,  eğitim ve  terbiye  üniversitesi  hükmündedir.  Alimler ve  mübelliğler    aşura  ile  ilgili  faaliyetlerinde  üç  alanda  yoğunlaşmalıdırlar.

1-    Aşura  ile  ilgili  vakıaların  sahih ve  doğru  bir  şekilde  nakledilmesi

2-    Bu  vakıların  doğru ve  sağlıklı  bir  şekilde  tahlil  edilmesi

3-    O günün  hadislerinin  günümüze  uyarlanması

Bizler bu gün  bu  üç  alandada  eksikliklerin  olduğuna  tanıklık  etmekteyiz. Henüzde  kerbela  kıyamıyla  ilgili   nakledilen  rivayetlerde  hurafelere ve  abartmalaa  tanık  olmaktayız.  İmam  Huseyin (a.s )’ın  ilmi   ve  ameli  sireti  insanlara  sağlıklı ve  doğru   bir  şekilde  anlatılmalı. Tahlil ve  analiz  yaparken  bu  kıyam ve  hareketin  ne  tür  mesajlar içerdiğine  dikkat etmeliyiz. Aşuranın mesajları, dersleri ve  ibretleri oldukça  çoktur ve  aynı zamanda derin, köklü ve  kuşatıcıdır. Uygulamada da   şuna  dikkat etmek  gerekir.  Biz yanlızca  bir  tarihi  hadiseyi nakledip   analizini  yapmıyoruz. Kerbela  hadisesi ve   bu  hadiseyle  ilgili  analiz ve  tahliller  günümüz  için  de  geçerlidir. Yani  bu  hadise  ışığında günümüze  ait  bir  çok   hadise ve  gelişmenin  tahlilini  yapmalıyız. İmamın  tüm  beyan ve   konuşmaları  günümüze ve  her zamana  ışık  tutmaktadır. Örneğin  İmam  Huseyin’in  Mina  hutbesinde  toplumun önde  gelenleri ve alimlere   hitaben yaptığı  konuşma  oldukça  önemlidir ve  mübelliğlerin   bu  günlerde  bu  hususa dikkatleri  çekmelidirler.

Bütün  alim ve  mübelliğlerimizin    tebliğ görevlerinde  başarılı  olmalarını  temenni ediyorum.

Alimler  toplantısnın  bir  diğer  önemli  konuğu  ve  konuşmacısı  ise  Kum dini  ilimler  Havzasının  önde  gelen  müderrislerinden Ayetullah   Milaniydi. Ayetullah  Milani  tebliğ ve hitabe  minberinin  peygambere ve  Ehl-i  Beytine ait  olduğuna,  bu  minberin  biz  mübelliğler ve  din  alimlerinin  elinde  bir  emanet olduğuna  işaretle  şöyle dedi: Bizim  elimizde  emanet  olan bu  minber çok  önemli  bir   fırsat ve  değerli  bir  imkandır.  Diğer  dinlerin   alimleri  böylesi  bir minberden  mahrumdurlar. Dolayısıyla  tebliğ  göreviyle  meşgul  olan  ve  bu  minbere  oturan  ailimler, bu  minberin  gerekleri ve şartlarına aşina  olmalıdırlar. Din alimi  olarak  eğer  bizden  bir  şey  sorulursa  kendimizden bir  şey  söylemden önce  bu  konuda Kur’an,  Peygamber  ve  Ehl-i  Beytinin  ne  söylemiş  olduklarına  dikkat etmeli ve  onu  insanlara  anlatmalıyız.  Minber  Ehl-i  Beytin  minberidir. İnsanlar  onlar  için  fedakarlık  yapmakta  harcamakta ve  toplanmaktalar. Ehl-i  Beyte  olan sevgisinden  dolayı  bu matem   toplantılarına  katılmaktalar. Bunun için  biz  Ehl-i  Beyt  hakkında  konuşmalı ve  söylediklerimizin de doğru. Sahih ve   ilmi  olması  lazım.  Ehl-i  Beyt hakkında  şu  üç  konuya  dikkat etmemiz  lazım.

 

1-Ehl-i  beytin  fazilet ve menkibeleri  anlatılmalı.

 

2-Ehl-i  Beytin  manevi  makam ve  mertebeleri  halka    izah edilmeli

 

3-Tarih sürecinde  dini  mubini  İslamın muhafazası  için Ehl-i  Beytin  katlandığı    musibetler ve verdikleri  mücadele  insanlara anlatılmalı.

 

Ayetullah  Milani  konuşmasının  bir  diğer  bölümünde  ise    üç  soruyu  gündeme  getirip Kur’an ve  hadisten  bu  sorulara cevaplar  sunarak şöyle dedi:  Birinci  soru  şudur: Minber  görevimiz  nedir? Minberde  nasıl  konuşmalıyız? Kur’anı  kerime   baktığımızda  Yüce   Rabbimizin  tebliğin  metodu  konusunda  Nahl  süresinde şöyle  buyurduğunu  görmekteyiz  “ Rabbinin  yoluna hikmet  ve  Güzel  mev’ize ile  davet  et ve  onlarla  güzel  bir  şekilde  tartış.” İkinci  soru  ise  şudur: Ehl-i  Beyte  karşı  sorumluluğumuz  nedir? İmamların  sözlerine  baktığımızda   konuyla  ilgili  olarak   şu  hatırlatmaya  rastlıyoruz.  “Sizler  bizim  sözümüzü  halka  nakledin,  insanlar  bizim  hak sözümüzün  güzelliğini  gördüğünde  buna  uyacaklardır.” Bizim  ilimlerimizi  öğrenip  başkalarına  öğretsinler.  İnsanlar sözümüzün güzelliklerini  gördüklerinde  ona  uyacaklardır.” Üçüncü  soru  ise  şudur:  Şehitler   Serveri  İmam  Huseyin  (a.s)’ın  hareketinin  sırrı   ve  hedefi neydi?  Konuyla  ilgili  olarak İmam  Hazretlerinin  kendisi  şöyle  buyurmaktadır: Ben  azgınlık, taşkınlık veya haksızlık  yapmak  için  hereket etmemişim.  Ben  ceddim Resulullah’ın ümetindedeki (ifsadı)  ıslah etmek,  iyiliği emr  edip  kötülükten de  alıkoymak için  kıyam etmiş  bulunuyorum” 

Ayetullah  Milani  konuşmasının  sonunda  Hamburg  İslam Merkezi  bünyesinde  oluşturulan dini  medresenin  çalışmalarından  duyduğu  memnuniyeti  dile  getirip  şöyle dedi.  Bu  medrese   bölgenin  ihtiyacı  olan  dini  ve  ilmi  kadroların  terbiye edilmesi için  iyi  bir   fırsattır. Burada  toplumu  tanıyan ve  sorunlarına  aşina  olan  kadroların   eğitilip  yetiştirilmesi,  Muhammedi  İslam’ın  sağlıklı  bir  şekilde  topluma  tanıtılmasında çok  önemli   bir  rol  oynar.   Ayetullah  Milani Ehl-i  Beyti ve  onların  tanıttığı  İslamı  ihya  etmek  için  kurulmuş  olan  bu  medresede  eğitim  görmek  için  gençlerin  teşvik edilmesi, maddi ve  manevi  olarak   bu   kuruma  yardım  yapılması  gerektiğini  vurguladı.