Ana sayfa :: Makaleler :: 05.01.2009 - Muharrem
Yorumlar: 0

Muharrem

 
Bismillahirrahmanirrahim

 
     Hamburg İslam Merkezi olarak tüm Müslüman kardeşlerimizin hicri yılbaşını kutlar, Allah’ın rahmeti ve yardımının üzerinize olmasını dileriz. Ayrıca İmam Hüseyin’in şehadeti yıldönümü münasebetiyle tüm Müslümanlara başsağlığı dileriz.

 
     Muharrem, hicri takvimin ilk ayıdır. Hz. Peygamberin Mekke’den Medine’ye hicreti İslami takvimin başlangıcı sayılmıştır. Kur’an ı Kerim e göre Muharrem ayı dört kutsal aydan birisidir. Bu sebeple Müslümanlar için özel bir önemi haizdir. Müslümanların, bu ayın 1, 3 ve 7. günlerinde oruç tutmaları tavsiye edilmiştir. Peygamber efendimiz ise birkaç gün dışında bu ayı oruç ile geçirirdi.     

 
     Peygamberin vefatından 50 yıl sonra O’nun torunu olan İmam Hüseyin, Muharremin 10. gününde Ümeyyeoğulları rejimi tarafından katledildi. Bu, tarihi bir trajedi ve özellikle Peygamberin yakın çevresi, sahabesi için çok acı bir verici bir hadiseydi. O gün, yani Aşura günü İmam Hüseyin, ailesi ve destekçilerinden oluşan 72 kişi ile birlikte hunharca katledildiler. Taraftarları arasında Habib ibn Mazhar gibi sahabeler de vardı.

 
     İmam Hüseyin, Hz. Ali’nin oğludur. Hicri 4. yılın Şaban ayının 3. günü dünyaya gelmiştir. Yetişmesinde Hz. Peygamberimizin büyük rolü olmuştur. Namaz dâhil daima peygamberimizin yanında bulunmuş, O’nun tarafından eğitilme ayrıcalığına mazhar olmuştur. O ve kardeşi İmam Hasan Peygamberimizin en sevdiği kişilerdendi. Hem Şii hem Sünni kaynaklarda geçen bir hadiste şöyle buyrulur:

 
      ‘Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.’

      Peygamber efendimiz sahabelerine daima Hasan ve Hüseyin’in kendisi için çok önemli olduğunu söyler onları çok sevdiğini özellikle belirtirdi. Daima şöyle buyururdu:

 
      ‘Kim Hasan ve Hüseyin’i severse beni de sevmiş olur, Kim de onlara düşmanlık ederse bana da düşman olur.’

      Başka bir hadis i şeriflerinde ise: 

 
     ‘Hüseyin benden, ben de Hüseyin’denim’  buyurur.

 
     İmam Hüseyin’in Muaviye ‘ye karşı olan mücadelesi o zaman ki toplumca da bilinir, takdir edilirdi. Hanbeli fıkıh alimi Qazi Ebu Yala (560), Ebu Ferec Abdurrahman ibn Cusi (ilk halifeninin akrabası ve tanınmış bir Sünni alimi, 597), Celaladdin Suyuti (büyük bir Şafi Alimi, 911), İbn Akil (Hanbeli fıkıh alimi, 513), İbn Haldun, Ruhul Meani adlı tefsiriyle Alusi ve bunun gibi birçok değerli İslam alimi İmam Hüseyin’i saygıyla anar ve O’na büyük hürmet gösterirler. Şeyh Muhammed abduh O’nu baskı ve haksızlığa karşı bir simge olarak tanımlamıştır. Abbas Mahmut el Akad ise, dar görüşlü, anlayışsız kimselerin O’nun mücadelesini anlayamayacaklarını ifade etmiştir.

 
     İmam Hüseyin’in Mekke’den Irak’a yolculuğu öyle basit bir yolculuk değildi. Bu, haksızlığa ve tiranlığa karşı saf inancı, Allah’a bağlılığı temsil eden nadir tarihi yolculuklardan birisiydi. Böyle bir misyonu olan yolculuğun da elbette kendine has önemli yolcuları olmalıydı.

 
     Oryantalistler İmam Hüseyin’in bu tavrını anlayamamış, Yezid’in hükümranlığını kabul etmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. Fakat ima Hüseyin biliyordu ki Yezid islam’ı kendi çıkarları için kullanıyordu ve birileri bu haksızlıklara, baskılara ve tiranlığa dur demeliydi. O, böylesi bir yönetimin İslam’dan bir sapma olduğunu ve gelecek nesiller için çok büyük bir tehlike teşkil ettiğini görebiliyordu.
 
     Aşura günü özgürlük ve adalet âşıkları için bir bayram değil, bir yas günüdür. Hiçbir İslami kaynakta Aşura günü bayram olarak tanımlanmamıştır. Elbette bu gün oruç tutmak tavsiye edilir. Ama bu, Aşura’nın bir bayram olduğu anlamına gelmez. Bizzat peygamber efendimiz torununun şehadetine herkesten daha fazla üzülmüş ve gözyaşı dökmüştür.

‘İnananlar Hüseyin’de tüm mazlumların bir sembolünü görmüşlerdir: Şehidlerin efendisi. Tıpkı İsa’nın insanları doğruya              yöneltme uğruna kendi ölüm yolunu görmesi gibi.’                                       
Hans Küng, Teolog
 
‘Ben Hindistan halkına yeni bir şey sunmadım. Sadece Kerbela kahramanının yaptıklarının aynısını Hindistan’a uyarladım. Özgürlüğe ulaşmak istiyorsak İmam Hüseyin’in yolundan gitmeliydik.’
Mahatma Gandi

Kerbela Şehidi bize göstermiştir ki, adalet ile zulmün karşı karşıya olduğu bir durumda sayı üstünlüğünün ya da geçici başarıların hiçbir anlamı yoktur. Hüseyin’in yanındaki bir avuç taraftarıyla kazandığı zafer beni hayrete   düşürmüştür.’                       
Thomas Carlyle, İngiliz yazar
 
‘Kerbela trajedisi hakkında okuduğum bir şiir beni daima etkilemiştir. Bu Qani’nin şu sözlerle başlayan ağıdıdır:
Yağan ne?  Kan  
Nasıl? Gündüz ve gece,
Neden? Bir yas ta derinlerden,  
Yas, ama kime?  
 Kerbela’nın prensine.

‘Bu trajedi – peygamberin sevgili torununun Ümeyye hanedanı ordusu tarafından şehid edilmesi- bir inananın efsanevi tavrını bize muhteşem bir şekilde aktaran bir hadisedir.’       
 Annemarie Schimmel, Oryantalist
 
     İnsanlık tarihi göstermektedir ki insan ruhu birçok kaynaktan kendine yaşam gücü alır. Bizim yaşam gücümüz de bizden öncekilerin mücadelelerinden kaynaklanır. Herkesin içinde bir kahramanı, bir şehidi vardır ve insanlığın ilerlemesi bu kahramanlar sayesindedir. Onlar insanlığın onurudur. Ama en onurlu olanlar imkansızlıklara aldırmayan, zorluklara göğüs geren fakat zalime boyum eğmeyen yüce karakterli kişilerdir. İşte onlar ki kutsal şeyler kirlenmesin diye kendi hayatlarını feda ederler. İmam Hüseyin’in ilk mücadelesi kötülüğü ortadan kaldırmak için şehir şehir dolaşmak ve bir çıkar yol bulmaktı. O zaman ona cazip teklifler gelmişti; mesela ailesi ile birlikte bulunduğu yeri terk etmesi, kötülüklere ses çıkarmayıp huzurlu bir yaşam sürmesi gibi. Ama o cesurca onurlu fakat tehlikeli olan yolu tercih etti. O’nun hikâyesi bizim vicdanlarımıza hitap eder. O bize cesareti ve adaletsizliğe karşı sarsılmaz imanı öğretmiştir. O’nun yüce hatırasına en büyük ihtiramı sunuyoruz.
 
 
 
A.Yusuf Ali, Sünni müfessir